İçeriğe geç

KÜÇÜK ADIMLAR, BÜYÜK DÖNÜŞÜMLER: ATOMİK ALIŞKANLIKLAR KİTAP İNCELEMESİ

4 dakikalık okumaNihal Hacıoğlu Özkan
atomik-aliskanliklar-kitap-incelemesi-deniz-sahil-psikolog

Alışkanlık değiştirmek neden bu kadar zor? Atomik Alışkanlıklar tekniklerini Bütüncül Psikoterapi merceğinden; ego savunmaları, kendilik yapısı ve kaygı döngüsü üzerinden inceleyin.


Senenin ilk günü ya da pazartesi günleri hedeflenen büyük değişimler, bir balonun havasının kaçması gibi oradan oraya sürüklenip görüş açısından hiç var olmamış gibi uzaklaşır. Her sönüşün sonunda oturup kendimize benzer soruları sorarken buluruz. “Nerede hata yapıyorum?” ya da “Neden daha iradeli değilim?”

Aslında temel bir gerçeği gözden kaçırıyoruz: Zihinlerimizin derinliklerinde kök salmış savunma mekanizmalarımız ve erken dönem şemalarımız sırf biz takvim yaprağını değiştirdik ya da kendimizi zorladık diye değişmez. Dışarıdan gelen bu müdahale sistemleri ile içsel mekanizmalara temas edebilmemiz mümkün değildir.

Atomik Alışkanlıklar kitabını diğer tüm motivasyon kitaplarından ayıran temel şey de burada devreye giriyor. İnsanın kendini suçlamasına sebep olan sert söylemler ve mekanik yaklaşımlar aksine, belki bir fısıltı kadar sessizce %1’lik değişimlerle; direnç mekanizmalarımızı devre dışı bırakmayı teklif eder. Bir günde oluşmamış sistemlerimizin birkaç günde kökten değişmeyeceğinin oldukça farkında olarak.

Pek çok okurun davranış değişikliği rehberi olarak kullandığı bu pratik formüller, Bütüncül Psikoterapi yaklaşımında nereye denk düşer?

Bu yazı, teknikleri mekanik bir araçtan ziyade kişinin iç dünyasına ve kendilik tasarımlarıyla kurduğu bağlantılara giden bir yolu okuma davetidir.

Davranışlarımı Nasıl Değiştiririm?

Popüler kültürün otoriter bir biçimde sunmuş olduğu “Daha çok iste, iradeni zorla, sınırını aş!” gibi kapasitenin üzerindeki zorlamaların insanın sistemi tarafından tehdit olarak algılanması kaçınılmazdır. Yoğun bir kaygı tetiklendiğinde, insanın egosu tanıdık savunma mekanizmalarını devreye sokarak bildiği o eski, güvenli alana geri çekilir.

Öte yandan James Clear’ın önerdiği %1’lik mikro adımlar ve 2 Dakika Kuralı, zihnin kaygı reseptörleri açısından alarmı ötürmeyen eşikte kalarak değişime doğru güvenli bir sistem inşa etmeyi sağlar. Amygdala’yı tehdit moduna sokmayan bu durum ego kapasitesinin tolere edebildiği büyüklükte adımlarla direnç duvarına toslamadan sürdürülebilir bir dönüşüm alanı sunar.

“Kimlik Tabanlı Alışkanlıklar” ve Kendilik Yapısı

Pek çok yaklaşım “Sabah 5’te kalk”, “15 kilo ver”, “Sınavdan 100 al” “günde 40 sayfa kitap oku” gibi semptom düzeyindeki hedeflere odaklanır. Clear ise “Ne elde etmek istediğine değil, kim olmak istediğine odaklan” diyerek odağı köke, yani kimliğe kaydırır.

Bütüncül Yaklaşım’da semptomun kendisinden ziyade, altta yatan kendilik yapısına bakarız. İnsan, içselleştirdiği nesne ilişkilerinde kendini “yetersiz”, “başarısız” veya “işe yaramaz” olarak kodladıysa (erken dönem yaşantılarındaki deneyimlerinde), yüzeyde kalan hedef/sonuç odaklı yaklaşımlar kendini sabote eder. Çünkü sistem kendi tanıdığı bu kodlanmış yapının dışındaki her şeye “virüs” damgası vurur. Yazılım güncellenmeden, sisteme tanımlanmamış değişimlerin sistem tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.

Kitaptaki “kimlik tabanlı alışkanlıklar” kavramı, insanın içselleştirdiği kendilik tasarımını adım adım yeniden inşa etmesine olanak tanır.

İpucu-İstek-Yanıt-Ödül Döngüsünün Dinamik Açıdan Çözümlenmesi

Kitapta anlatılan bu 4 aşamalı döngü yalnızca mekanik bir zincir değildir:

İpucu ve İstek: Bizi bir eyleme yönelten o yoğun istek, çoğu zaman altta yatan tolere edilemeyen bir kaygının, yalnızlığın ya da duygusal düzenleme ihtiyacının habercisidir.

Yanıt ve Ödül: İrade eksikliği gibi görülen durumların arkasında, kişinin anlık duygu yükünü hafifletmek için sığınmış olduğu tanıdık kalıplar yer alır.

Bunu günlük hayattan bir örnekle somutlaştıralım:

Zihinsel olarak zorlayıcı bir işle masa başında uğraşırken aniden gelen “Telefonda biraz sosyal medyada gezineyim” veya “Bir sigara molası vereyim” hissine odaklanın.

Buradaki ipucu, zihnin o an tolere etmekte zorlanmış olduğu sıkıntı, kaygı veya yetersizlik hissidir. İstek aslında o an sosyal medyaya bakmak ya da sigara içmek değil; o anki olumsuz duygudan kaçıp rahatlama ihtiyacına yöneliktir. Telefona uzanmak veya sigara yakmak bir yanıtken, zihne gelen anlık dopamin salgısı ise o can sıkıcı duyguyu perdeleyen bir ödülle sonuçlanır.

Dışarıdan bakıldığında “iradesizlik” ya da “disiplinsizlik” gibi görülen bu davranış, aslında zihnin kendini anlık olarak duygu düzenleme ve yatıştırma çabasından başka bir şey değildir.

Çevre Tasarımı ve Kapsayan Çevre

Kitapta sıkça vurgulanan “çevreyi görünür kılma veya olumsuz tetikleyicileri uzaklaştırma” ilkeleri, insanın iradesinin tek başına yeterli olmadığını açıkça ortaya koyar.

Bütüncül perspektiften baktığımızda, insan ilişkisel bir varlıktır; içinde bulunduğu çevreden bağımsız olarak düşünülemez. İçsel duygu düzenleme kapasitesi henüz yeterince güçlü değilken; çevresini de değişimi istediği yönde düzenlemesi, egosuna dışarıdan bir destek sunması açısından elzemdir. Bu durum psikolojide, kapsayan çevre kavramının kişinin kendi yaşam alanındaki pratik karşılığıdır. Görüş alanındaki tetikleyici uyaranları düzenlemek, zihne tutunabileceği bir yapı sunarak içsel kaygı mekanizmasını yatıştırıcı bir işlev görür.

Semptomu Değil, Kökü Dönüştürmek

Günün sonunda Atomik Alışkanlıklar, insanı sadece mekanik bir saat çarkı ve dişlileri görmediği için diğerlerinden ayrılır. Bütüncül yaklaşım okumasıyla bakıldığında;

  • %1’lik değişimler, ego kapasitesini zorlamadan kaygıyı düzenlemenin,
  • Kimlik tabanlı alışkanlıklar, kendilik tasarımını dönüştürmenin,
  • Çevre tasarımı ise kişiye kapsayıcı ve düzenleyici bir alan sunmanın pratik karşılığıdır.

Kalıcı değişim ve dönüşümler iradeyle savaşarak değil, ancak o hedeflere giden yolda önce kendi iç dünyana gidip tanıyarak; içeriden dışarıya uzanan yolculuklarla mümkündür. Kendi iç dünyamız ve sınırlarımızla kuracağımız şefkatli bağlarla ilmek ilmek örülecek. Mesele takvim yapraklarını koparmak değil; kök saldığı toprağı kazarak belki biraz zorluk ve ellerimizin kirlenmesiyle kalıcı değişime giden yeni yaprakların verilmesiyle olacaktır.

Yorumlar

1
  • Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı, bağımlılıkla ilgili de gelir mi?

    Anonim

Yorum bırakın

İsim vermek zorunda değilsiniz. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görünür.

İlgili yazılar

tarihin silinen güzelliklerini anımsamak için eski kitaplarda maceralara dalmak

ZAMANDA YOLCULUK: ZİHNİN ARKA ODALARI

Kokunun nörobiyolojik bir kestirme yolla doğrudan amigdala ve hipokampusa ulaşarak bizi geçmişin unutulmaz anılarına ve duygularına taşıyan büyüleyici gücünü ele alan, zihnin derinliklerini ve insan olma deneyimini keşfetmeye davet eden ilham verici bir yazı

zihinsel süreçler, edebiyat, duygusal hafıza